KALPLER ANCAK ALLAH (CC) İLE HUZURA KAVUŞUR

KALPLER ANCAK ALLAH (CC) İLE HUZURA KAVUŞUR Değerli Okurlarımız! Modern çağda özellikle maddi sıkıntılar yanında manevi problemlerle boğuştuğumuz bir gerçek

KALPLER ANCAK ALLAH (CC) İLE HUZURA KAVUŞUR

Değerli Okurlarımız!

Modern çağda özellikle maddi sıkıntılar yanında manevi problemlerle boğuştuğumuz bir gerçek. Savrulmalar yaşıyoruz. Ne kadar mal mülk edinsekte ruhumuzda boşluk oluşuyor bir türlü arzuladığımız mutluluğu yakalayamıyoruz. Rabbimizde bu konuya değinerek şöyle buyuruyor:

“Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (RAD SURESİ – 28. AYET)

 

Dünya üzerinde yaşayan tüm insanlar huzurlu ve mutlu olmak isterler. Bunun için farklı metot ve yollara başvururlar. Bu konuda her birinin farklı hedefleri vardır. Kimi zengin olduğunda, kimi iyi bir işe girdiğinde, kimi sevdiği insanla evlendiğinde, kimi istediği üniversiteyi kazandığında, kimi arzuladığı herhangi bir makam veya mevkie geldiğinde vs. mutlu olabileceğini düşünür. Amacına ulaştığında ise aradığı mutluluğu ya bulamaz ya da bulduğunu sandığı huzur ve mutluluğun çok kısa süreli ve kendisini tatmin etmeyen bir mutluluk olduğunu görür. Bu defa yeniden farklı mutluluk yolları aramaya başlar ve akla gelebilecek her türlü alternatifi dener. Böylece bütün çabalarına rağmen çoğu kere gerçek anlamda huzur ve mutluluğu elde edemez ve içten içe huzursuzluk çekmeye devam eder.

Hâlbuki insanın huzurlu ve mutlu olabilmesi her şeyden önce vicdanının rahat olmasına bağlıdır. Yani kalbine sıkıntı verecek, aklına takılacak, vicdan azabı çekecek, pişmanlık içinde yaşamasına sebep olacak bir durum içinde bulunmaması gerekir. Vicdan ise yaratılışı gereği Allah'ın emrindedir ve insana Allah'a iman etmeyi, dinin hükümlerini yerine getirmeyi, hak ve hakikate bağlı kalmayı ve güzel ahlâklı olmayı telkin eder. İnsanın vicdanını rahat ettirecek, gönlünü huzurla dolduracak gerçek mutluluk ve huzur ise Allah’a iman edip, inandığı gibi yaşamak ve onu zikretmekle mümkündür.

İşte yüce Allah yukarıda mealini verdiğimiz ayetinde bu gerçeği haber veriyor.

 

Bu ayet-i kerimeye göre huzur ve mutluluğun olmazsa olmaz şartı iman ve Allah’ı zikirdir.

 

Allah Teala Ayet-i Kerime’de kendisinden uzak hayat yaşamak isteyen kişinin huzur bulamayacağı ve her daim arayış içinde olacağını hatırlatarak şöyle buyuruyor:

“Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.”

(FUSSİLET SURESİ – 42. AYET)

 

Zikir, dil, kalp ve beden ile olmak üzere üç çeşittir. Kalp ile zikir Allah’ı gönülden çıkarmamak ve O’nu tefekkür etmektir. Dil ile zikir, Allah’ı güzel isimleri ile anmak, O’na hamd etmek, tesbihte bulunmak, Kur’an okumak ve dua etmektir. Beden ile zikir ise vücudun bütün organlarıyla Allah'ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmaktır.

 

Kısaca yorumunu yapmaya çalıştığımız bu ayet-i kerimede ifade edilen “GÖNÜLLERİN HUZUR BULACAĞI ZİKRULLAH”; Kur’an okumak, dinlemek, sübhanallah, elhamdülillah, Allahü ekber, lâ ilâhe illallah gibi sözlerle Allah’ı anmak ve söylenen her sözde, yapılan her iş ve icraatta Allah’ın rızasını gözetmektir. Diğer bir ifadeyle Allah’ı gönül ve dil ile zikretmek ve rızasına uygun hareket etmektir.

Müfessir Hamdi Yazır tefsirinde bu ayeti şöyle açıklıyor:

“Evet, bilin ki, başkasıyla değil, ancak Allah’ın zikriyle veya Allah’ı anmak ve hatırlamakla kalpler mutmain olur. Gönüller huzura erer, içsel acılar ve sancılar şifa bulur, sükûn ve huzura kavuşur. Çünkü her şeyin başlangıcı ve sonu Allah’a bağlıdır. Bütünüyle sebepler zinciri Allah’tan başlar ve yine dönüp dolaşır O’nda son bulur. Mümkün ve muhtemel olan her şeyin akışı Allah’ta nihayete erer. Gönüller O’nun dışında hangi dünya nimetine meylederse meyletsin, hangi isteğe ulaşırsa ulaşsın, onların hepsinin daha iyisi ve daha üstünü ve daha ötesi de bulunduğundan, hiçbirinde karar kılamaz. Hiçbiri ruhun özlemini gideremez, heyecanını doyum noktasına ulaştıramaz. Bundan dolayıdır ki, marifetullah’a yükselemeyen ve Allah’ı zikretmeyen inkârcı ve gafil kalpler, hiçbir zaman ıstıraptan kurtulamaz, kalp itminanı, gönül huzuru denilen mutluluğu tadamaz.”

 

Bu bakımdan kalbimizin huzursuz olmaması, içimizin sıkılmaması ve mutsuzluk girdabına sürüklenmememiz için Allah’ın rızasına aykırı her türlü düşünce, söz ve davranışlardan mümkün olduğunca uzak kalmak durumundayız. Bunu sağlamanın ve sürekli kılmanın en güzel yolunu ise Kur’an-ı Kerim bize gösteriyor: İman ve Allah’ı zikir. Yani kalp öyle bir kıvamda yaratılmıştır ki, bütün dert ve sıkıntılardan kurtulup mutluluğa ermesi ancak Allah’a iman ve O’nu zikretmekle olur.

Demek ki, kalplere Allah’ın zikri ve sevgisi yerleştirilmez, Kur’an ayetleri ve zikir hakikatleri gönüllere nakşedilmezse; o gönüllerin sahibi olan insanlar gerçek anlamda huzur ve mutluluğu elde edemezler. Sevgili Peygamberimiz (SAV), bu hususu bir hadis-i şeriflerinde şöyle ifade buyuruyorlar:

“Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir.”

 

Kıymetli Okuyucularımız!

 

Rabbimiz her daim kalbimize huzur versin, bizleri yolundan ayırmasın, bizleri hiçbir zaman rızasının dışında bir hayata meylettirmesin. Başka bir sayıda buluşmak dileği ile Allaha emanet olun.