MUTLULUK YARIŞINDA YORULANLAR

MUTLULUK YARIŞINDA YORULANLAR Günümüzün en büyük sahnesi artık sokaklar. Değil, ekranlarımız. Herkesin elinde bir telefon, herkesin içinde görünmez bir yarış. Mutluluk yarışı…

MUTLULUK YARIŞINDA YORULANLAR

Günümüzün en büyük sahnesi artık sokaklar.

Değil, ekranlarımız. Herkesin elinde bir telefon, herkesin içinde görünmez bir yarış. Mutluluk yarışı…

Birbirine benzeyen fotoğraflar, abartılı kahkahalar, kusursuz filtrele. Ve bütün bu gösterinin altında kocaman bir gerçek yatıyor. Kimse göründüğü kadar mutlu değil.

Her paylaşım ‘Ben iyiyim’ deme çabası aslında. Kimse kırgınlığını göstermiyor, kimse yorgunluğunu anlatmıyor. Kimse ‘bugün iyi değilim demiyor. Çünkü herkes biliyor ki sosyal medyada en çok alkışı ‘mutlu görünen’ alıyor.

Oysa gerçek hayat öyle mi?

Bir fotoğraf çekilmeden önce sessizce silinen gözyaşlarını kim görüyor? Bir iyi misin sorusunun cevabına bile vakti olmayanları kim duyuyor? Eşiyle olanca kavgadan sonra kırılmış kalple el ele mutluluk pozları veren, filtrelerle saklanan gerçek yüzleri kim görüyor?

Uzun zaman önce bir restoranda çok yakın bir arkadaşımla sohbet edip dertleşirken ne kadar da duygusaldım. ‘dokunsalar ağlayacağım ’derler ya aynen öyle. Uzun bir muhabbetten sonra fotoğraf çekinelim hatıra kalsın dendi akabinde paylaşıldı ve az önce dokunsalar ağlayacak olan ben, gülerek poz vermek durumundaydım. Oysa o an benim duygu durumuma sosyal medyadakiler değil en yakın arkadaşım şahitti, gözlerimde biriken damlalara.

Sosyal medya bizlere mutluluğu yarıştırmayı öğretti. Herkes daha güzel görünmeye, daha çok gezmeye, daha çok gülmeye çalışıyor ama en çok da daha mutlu görünmeye…

Görünüşte herkes kazanıyor. Ama gerçekte hepimiz biraz kaybediyoruz. Çünkü kimse kendi hayatına bakmıyor, herkes başkasının hayatının gölgesinde yaşıyor. Birinin kahkahası, başkasının içine çöken sessizliği büyütüyor. Başkasının mutluluğu ‘ben neden böyle değilim? sorusunu doğuruyor.

Ve unuttuğumuz bir hakikat var: Mutluluk bir yarış değil, bir gösteri hiç değil. Mutluluk paylaşıldıkça çoğalan, birine yardım eli uzatıp derman olabilmekte. Karşılıksız bir ‘Allah razı olsun’ duasını alabilmekte.

Bugün telefonlarımızı bir kenara bırakıp yakınımızdakileri gerçekten görebilsek. Birinin gözünün içindeki yorgunluğu fark etsek. Nasılsın sorusunun cevabını gerçekten sorup, gerçekten dinlesek yarışı bırakıp hayata geri döneriz.

Ve belki de en çok ihtiyacımız olan şey mutlu görünmek değil gerçekten iyi olabilmek.

Kalın sağlıcakla.

MUTLULUK YARIŞINDA YORULANLAR